Baklagillerde kan kaybı sürüyor

Baklagillerde kan kaybı sürüyor

Nohut fiyatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 65 arttı. Nohut üretim alanı son 10 yılda 5 milyon dekardan 3,6 milyon dekara düştü. Yani nohut ekilen alan yüzde 29 azaldı. Üretim miktarı 550 bin tondan 455 bin tona gerileyerek yüzde 10 düştü. Sadece son 5 yılda nohut ithalatına ödediğimiz rakam 246 milyon dolar.

 

Kuru fasulyenin fiyatı son bir yılda yüzde 26 arttı. Nedenini anlamak için son 10 yılın verilerine bakalım. Fasulye (kuru) üretim alanı son 10 yılda 1,1 milyon dekardan 898 bin dekara indi. Yani fasulye ekilen alan yüzde 18 geriledi. Üretim miktarı 154 bin tondan 235 bin tona yükselerek yüzde 52 arttı. Bu artışta dekar başına verimin etkisi büyük. Ama buna rağmen arz-talep dengesizliği sonucu son 5 yılda fasulye ithalatına ödenen döviz 244 milyon dolar.

 

Kırmızı mercimek üretim alanı son 10 yılda 3,5 milyon dekardan 2,3 milyon dekara indi. Yani kırmızı mercimek ekilen alan yüzde 34 daraldı. Üretim miktarı 508 bin tondan 345 bin tona düşerek yüzde 32 düştü.

 

Yeşil mercimek üretim alanı son 10 yılda 323 bin dekardan 168 bin dekara geriledi. Yeşil mercimek ekilen alan yüzde 48 düştü. Üretim miktarı 27 bin tondan 20 bin tona gerileyerek yüzde 25 azaldı. Mercimek ithalatına sadece son 5 yılda ödediğimiz rakam 953 milyon dolar.

Diğer baklagil ürünleriyle birlikte son 5 yılda baklagil ithalatına toplam 1,5 milyar dolar ödemişiz.

 

Bugün Anadolu’nun birçok bölgesinde toprak dinlenmesi için nadasa bırakılıyor. Halbuki tarlalara biyolojik gübre görevi gören baklagil ürünleri ekilerek ciddi bir ekonomik değer yaratılabilir.

 

Yemeklik tane baklagillerin iklim ve toprak isteğine bakıldığında Türkiye mükemmel bir baklagil yetiştirme potansiyeline sahip.

 

Ama buna rağmen artık kuru fasulyeyi ABD, Kırgızistan, Kanada, Peru, Etiyopya, Mısır, Bangladeş ve Çin’den alıyoruz.

 

Nohutu Meksika, Hindistan, ABD, Arjantin’den karşılıyoruz.

 

Mercimeği Kanada, Avustralya ve ABD gibi ülkelerden tedarik ediyoruz.

 

Bezelyeyi Rusya Federasyonu, ABD, Kanada, Macaristan ve Almanya‘dan ithal ediyoruz.

Peki girdi maliyetleri düşürülüp baklagiller üretimi daha cazip hale getirilemez mi?
Desteklemelere rağmen çiftçi ithalat karşısında çekingen davranıyorsa, emek yoğun bir üretim gerektiren bu alanı teşvik etmek için neden 5 yıllık bir destekleme planı açıklanmaz?
Neden başında ithalat sopası olan üretici alım garantisi ile üretime teşvik edilmez?

Daha neyi bekliyoruz?

 

Kaynak : İrfan Donat, BloombergHT, 24 Nisan 2017

Bir Cevap Yazın