Karaciğer yağlanmasını sakın hafife almayın

Karaciğer yağlanmasını sakın hafife almayın

Karaciğerimizin pek çok düşmanı var. Bunların kimi iç, kimi dış düşman. En çok karşılaşılanı ise dış saldırılardır. Bu saldırıların çoğu sinsi ve yavaştır. Şeker tüketimimiz ciddi ölçüde artmış durumda. Çoluk çocuk, genç yaşlı şeker bağımlısı olduk. Ve bu bağımlılıktan zarar gören organların en başında da karaciğerimiz var.

Bir an önce farkına varıp önlemlerini almazsak eğer alkol tehdidinin yerini şeker tehdidi alıyor. Geriye de önce yorgun, bitkin, işini yapamaz hale gelen, sonra da siroza kadar varabilen bir dizi problemle mücadele etmek zorunda kalan zavallı karaciğerimiz kalıyor.  Peki, şeker ne mi yapıyor?

Hikâyesi uzunca biraz ama özetlemeye çalışabiliriz. Buyurun…

Yaygınlaşma nedenlerinden birincisini (ve bence en önemlisi) ise şeker!

Buna rafine karbonhidratları, yani un ve nişasta zengini fırın, pastane ürünleriyle paketlenmiş gıdaları (bisküviler,  gofretler vs) da eklemeniz lazım. Hemen arkasından hareketsizlik meselesi geliyor.

Adım sayımız azalıp koltuk/sandalye bağımlılığı problemimiz yaygınlaştıkça o problem de büyüyor.

İlaçların da mühim rolleri var. Özellikle bazı ağrı kesiciler (parasetamol) ve antibiyotiklerin verdiği zararlar çok önemli.

Bu listede alkol de mutlaka bulunmalı.

Aşırı gıda tüketimi ve buna eşlik eden kilo kazanımı, insülin direnci, metabolik sendrom, orta yaş diyabeti, gut hastalığı, ürik asit yüksekliği de ilave edilmeli.

Çok fazla miktarda meyve tüketmek, meyve sularına (taze sıkılmış olsalar bile) fazlaca yüklenmek de karaciğeri hızla yağlandırabiliyor.

 

En başa “fazla kiloları vereceğim!” diye yazın.

Onun arkasına şu maddeyi ekleyin: “Alkolü bırakacak, şekere ilgimi sıfırlayacak, pastane ve fırın işi ürünlere, paketli, unlu, şekerli şeylere elimi bile sürmeyeceğim”.

Ve devam edin: “Meyve tüketirken de işi çok abartmayacağım. Taze sıkılmış meyve sularını bile ¼ su bardağı ile sınırlayacak, gazlı-gazsız, meyveli-meyvesiz her türlü şeker eklenmiş içeceği evime sokmayacağım.”

 

Kaynak Osman Müftüoğlu, Hürriyet, 18 Nisan 2017

Bir Cevap Yazın